Blackest Night – Back In Action

“Kötü adam ne kadar iyiyse filmde o kadar iyidir”

 Blackest Night’ta ana kötü Nekron’du ve yardımcısı Black Hand. Black Hand ile ilgili yayınlanan iki sayıda birbirinden muhteşemdi. Ama serinin asıl kötüsü Nekron’un rolü yan rol olarak kaldı. Bir kaç karizma replik söylemenin dışına çıkamadı.

DC sayısız yan seriyle Blackest Night’ın epey kaymağını yedi. Pek çoğu hikayeye bir şey katmasada hikayeden bir şey götürmedi de. Yan serilerin çoğu ortalamanın üstündeydi.

Hikayede önemli rol üstlenen karakterler -yani New Guardians- arasında Mera ve Atom en çok dikkat çeken isimler. Bunun dışında Larfleeze ve Atrocitus’ta muhteşem birer kötü karakter olduklarını gösterdiler. Sinestro ise her zamanki gibi formundaydı. Mongul’u devirip Sinestro Corps’un tahtını sağlama almak yetmedi ve evreni tek başına kurtarmaya çalıştı. Ana macera Blackest Night’ta devam etsede asıl yıldız Green Lantern dergisiydi. Blackest Night’ta diğer DC karakterleri merkezdeyken, Green Lantern’de istediğimiz kozmik diziyi, karakter gelişimini ve Doug Mahnke’nın inanılmaz hikaye anlatımını gördük.

Kasıpta çok eleştirmenin bir lüzumu yok. Blackest Night tüm şirket genelini etkileyen büyük bir maceradan beklenen her şeyi tam tamına yerine getiriyor. Yeni karakterler parlarken, pek çok karakterde omzundaki yükü atıyor ve yeni yönlere savruluyor. Yani DC için şu an sınırsız sayıda yeni hikaye kapısı açılmış durumda. Serinin en kötü yanı ise Barry -boş vaktim vardı kahraman oldum- Allen. Geoff Johns Flash markası için neler planlıyor bilemiyorum ama Barry ile anlatacağı hikayelerin hepsini Wally ile de anlatabilirdi, hem de daha iyi bir şekilde. Flash hiç bir zaman çok ciddi bir karakter olmamıştır. Kim konuşan gorillerin olduğu bir dergide Batmanize edilmiş bir Flash’ı okumak isterki. Uymuyor. Kaldıki Barry ölüyken kendisinden her zaman bir efsane olarak bahsedilirdi, tüm DC evreni için ne büyük bir isim olduğundan bahsedilirdi. Ama dirildiğinden beri gördüğümüz tek şey iki yüzlü, artist bir insan.

Seri şu anki haliyle Eisner’e aday olmuş durumda ama bu seneki Eisner adaylarının zayıflığı da tartışılır bir konu. Büyük bir DC macerası değil de Green Lantern markası odaklı kozmik bir macera olarak kalsaydı şu ankinden çok daha fazla başarılı olurdu diye tahmin ediyorum.

Peki ya sonrası? Bir takım değişiklikler oldu Blackest Night’ın sonunda. Ölümden dönen pek çok karakter oldu. Bunları tartışacak olursak;

Martian Manhunter ve Aquaman: Dönecekleri 100 kilometre öteden belli olan iki karakter. Ben zaten ikiside hiç ölmemiş gibi davranıyordum. MM Grant Morrison’un anlamsız hikayesi Final Crisis’te bakın aslında gümüş çağından ne kadar uzağız demek için boşuna öldürülmüştü. Mesajı aldık Grant.

Jade: Kyle Ryner’ın karakterini derinleştirmek için yazarların bildiği şey buzdolabındaki kadın sendromuydu. Jade de bunun bir kurbanı olmuştu. Bu sefer olaya tersten yaklaşıyor DC. Kyle, Soranik ve Jade arasında bir aşk üçgeni olacak mı bilinmez ama Jade’e olacakları ve neden dirildiğini merak edenler James Robinson’un JLA’sını takip edicek.

Reverse Flash: Barry’nin dirilmesi için zaten Zoom’un da dirilmesi gerekiyordu bu da böylece aradan çıkarılmış oldu.

Captain Boomerang: Geri dönmesine en çok karşı çıktığım isimlerden biri bu oldu. Identity Crisis’te oğluna kavuştuktan kısa süre sonra ölmüştü ve oğlu yerine geçmşiti. Oğul Boomerang DC’nin ne yapacağını bilemediği bir başka isim oldu, iyi ve kötülerin tarafında gidip geldikten sonra Geoff Johns Blackest Night Flash serisinde Owen’ı öldürdü. Gereksiz.

Osiris: DC’nin Captain Marvel ailesi ile ilgili bir planla alakalı olarak dirildiğini tahmin ediyorum. Olumlu bir gelişme. İyi bir karakter. Black Adam delirsin diye harcanmıştı. Isis gibi o da geri geldi neyseki.

Hawk: Armageddon 2001’in finali daha yayınlanmadan ortaya çıkınca alelacele sonu değiştirilmiş ve Monarch isimli kötü karakterin, karanlık tarafa geçen  Captain Atom yerine Hawk olduğu açıklanmıştı. Bu da Hawk&Dove’un katli anlamına gelmişti. Hawk, Zero Hour’da Monarch’dan Extant’a dönüşmüştü. Aynı seri de de Extant’ın da Waverider’ı kopyaladığı açıklanmış ve seriyi okuyanların mavi ekran vermeleri sağlanmıştı. 90’ların en korkunç hareketlerindendir. Daha sonra Extant’ı kim öldürdü tahmin edin? Evet Geoff Johns. Şimdi dirilten isimde o. Hawk her zamankinden daha asabi olarak geri döndü ve karakteri merak edenler yeni başlayacak Birds of Prey’i takip etmeli.

Hawkman&Hawkgirl: Dirileceği çok önceden belli olan başka bir ikili. O kadar karışık bir kronolojileri varki yazmak saatler alır. Hiç bir şey olmamış gibi okumaya devam edilmeli.

Firestorm: DC Identity Crisis olmamış gibi davranmaya niyetli sanki. Aslında öldürülmesi Dan Didio’nun “parlak!” fikirlerinden biriydi. Seriye zorla dahil ettirilmişti. Satış artsın diye öldürülen karakter tepkiler yüzünden geri döndü. Aslında tam olarak geri döndü denemez çünkü eski Firestorm ile yeni Firestorm’un birleşimi var artık. Zaten istenen Ronnie’nin dönmesiydi.

Maxwell Lord: Hiç ama hiç gerek yoktu. Infinite Crisis’i başlatan, Wonder Woman’ı bunalımdan bunalıma sürükleyen karakter M.Lord’un hikayesi Omac Project ile bitti. Wonder Woman M.Lord’un boynunu kırdı. Bunun ötesi yok. JL: Generation Lost’un asıl kötüsü olacak olan M.Lord geri döndü ve yaptığı tüm kötülükleri insanlara unutturdu. JLI’nin çekirdek üyeleri hariç. En sevmediğim diriliş bu oldu. Omac Project’i, Infinite Crisis’te Batman, Wonder Woman ve Superman arasında yaşananları yok saydılar, yanlış yaptılar.

Deadman: DC’nin en ilginç karakterlerinden ölü adam artık ölü değil. İşte bu değişiklik takip etmeye değer.

Explore posts in the same categories: Çizgi Roman

2 Yorum “Blackest Night – Back In Action”


  1. Kesinlikle katılıyorum, bence de en ilginç gelişme Deadman’in artık ölü olmaması.

  2. Darkruse Says:

    Ben de kötü karakterlere biraz daha önem verilmesini isterdim. Aslında Blackest Night 2’nci ve 4’ncü sayılar arasında Flash, Atom ve Mera’ya değil de Black Hand ve Nekron’a önem verilse daha iyi olabilirdi. Blackest Night serisinde Green Lantern #43 favori sayımdır zaten. Blackest Night ana hikayesi Blackest Night ve Green Lantern serilerinde geçiyordu bence. Ama özellikle Atrocitus ve Larfleeze ve diğer birliklerin olduğu sayılar daha güzeldi. Dünya’da değil de uzayda geçen sahneler daha çok ilgimi çekiyor sanırım. Eğer Geoff Johns böyle devam ederse, çok güzel hikayeler okuyabiliriz. Atrocitus ve Larfleeze’de favori villian sıralamamda giderek yükselirler. :D


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: