Kiralık Kötüler ve İstemsiz Irkçılık

2357182-240041_20120317132130_large

Kısa süre önce gümüş çağ aşkından bahsetmiştim, Chris Sims de Racial Politics of Regressive Storytelling(Gerici Hikayeciliğin Irkçı Politikası diyelim) başlıklı yazısında bu duruma farklı ve haklı bir açıdan yaklaşmış. Muris karakterlere yeniden yer açmak için öldürülen veya kenara itilen varis karakterlere yapılan ırkçılığı incelemiş.

Chris Sims’in yazısını kısaca özetlersek Hal ve Barry gibi karakterlerin geri dönüşüyle, yazarların hikayeleri ileriye değil geriye götürdüklerini, karakterlerle yeni bir şey yapmayıp, karakterleri ilk hallerine yani eskiden oldukları hale çevirdiklerini söylüyor. Bunun sebebini de şu an sektörde bulunan yazarların, kariyerlerine bu karakterlerin okurları olarak başlamaları. Bu yüzden yazarların kafalarında sevdikleri karakterlerin “olması gereken hali” hakkında bir kavram oluşuyor. Yazarlık döneminde de bu karakterler kafalarındaki yapıya benzemediği zaman, kafalarındaki yapıyı değiştirmektense buldukları yapıyı kendi hatırladıkları hale çeviriyorlar, geri sarıyorlar.

Green Lantern, Flash, Aquaman, Hawks, Legion of Superheroes geçirdikleri değişikliklerin ardından hepsi eski hallerine döndüler. İlginç bir şekilde bütün bu karaktleri eski hallerine çeviren yazar Geoff Johns. Johns benim sevdiğim bir yazar ama özellikle son iki sene içinde yazdıklarıyla beni büyük hayal kırıklığına uğrattı(Flash: Rebirth, Legion of Three Worlds vs). DC’de bu değişim daha net görülebiliyor. Dan Didio’nun da röportajlarında defalarca belirttiği gibi karakterleri “en tanınmış hallerine” çevirmek için uğraşıyorlar. Yani 25 sene önce ölen Barry Allen geri döndü çünkü en tanınmış Flash o. Dinozorlara göre.

Ölen karakter geri gelince, kendisinin yerine geçen kişi ya öldürülüyor ya da unutuluyor. Irkçılıkta işte bu noktada başlıyor. Çünkü dirilen karakterler beyaz ırka mensupken, ölen veya yok olan karakterlerin çoğu başka ırklara mensup. Örnekleri buraya geçirmiyorum çünkü Chris Sims’in yazısında mevcut. Sadece bu geri dönüşün son halkasından bahsedeceğim.

Kısa sürece önce Ray Palmer’ın Blackest Night sayesinde dikkat çektiğini belirtmiş ve Mahmud Asrar’ın çizeceği yeni bir serinin geleceğinden bahsetmiştim. Ray, Identity Crisis’in sonunda kendini küçültüp sırra kadem bastığında, ardında Atom rolünü üstlenmesi için bir mirasçı bırakmıştı; Ryan Choi. Ryan, Çinli. En azından öyleydi.

***

DC’de Brightest Day ile gelen değişikliklerden biri de Titans dergisinin kötü karakterlerden oluşan bir gruba verilmesiydi. Deathstroke’un liderliğini yaptığı bu ekip(Chesire, Tattooed Man, Cinder, Osiris) bir nevi kiralık suikast timi. Deathstroke’un neden henüz böyle bir grup kurduğu belli olmasa da, kendi deyimiyle “kişisel” bir sebebinin olduğu açık. Bu hafta yayınlanan Titans: Villains for Hire Özel sayısında Deathstroke ve ekibinin ne kadar acımasız olduğunu göstermek için Ryan Choi’yi öldürdüler. Fanlar arasında bu ölüm büyük tartışma konusu oldu. Ryan’ın ölümünün tek sebebi Ray’e yer açmak. Çünkü süper gücü mikroskobik boyutlara küçülmek olan iki kişiye DC evreni dar geliyordu, birinden kurtulmak zorundaydılar. Eski yerine yeniyi harcamayı tercih ettiler.

Son olarak Titans sayısını değerlendirmem gerekirse, Titans dergisinin aldığı yeni rol benim ilgimi çekti. Hem iyi yazılmıştı hem de iyi çizilmişti. Takip etmeye devam edeceğim. Ama daha önce de belirttiğim gibi gümüş çağa dönüşe son derece karşıyım. Eskilere yer açmak için varis karakterlere yapılanları hoş karşılamasam bile ben de Chris Sims gibi ırkçılığın istemsiz olduğuna inanıyorum. Yani Deathstroke’un da dediği gibi;

“Kişisel” değil, sadece “iş”

Explore posts in the same categories: Çizgi Roman

5 Yorum “Kiralık Kötüler ve İstemsiz Irkçılık”


  1. Bir cevabım olacak işallah sana ve chris sims’e.

  2. Darkruse Says:

    Anlatılan hikayeler güzel olduğu sürece kimin dirilip, kimin öldüğünü şimdilik pek umursamıyorum.


  3. Selam, hala bir cevap yazamadım (zaten yazacağım cevap da cevap değil aslında sadece yorum olacaktı ve işin “ırkçılık” kısmına karışmayacaktı) ancak konu ile ilgili olarak şu post da ilgini çekebilir diye düşündüm:

    http://readrant.wordpress.com/2010/05/18/rant-how-many-atoms-is-too-many/

    • tengunner Says:

      Harika bir yazı. Hem “How many atom is too many” hem de “how many green arrow is too many” makaleleri okunmalı. DC’nin şu an için de bulunduğu kısırlığı görmek için ideal.

      DC, hocalarından kalan mantaliteyi dolduran karakterleriyle bir zamanlar övünürdü Marvel’le aralarındaki en büyük farklardan biriydi bu. Şimdiyse pişman olmuşlar gibi bütün eski karakterleri geri getirip onların yerini dolduranlara da farklı kimlik verme peşindeler(Bkz: Arsenal) Kimlik bulamadıkları da Ryan gibi şişleniyor.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: