Raydan Çıkan Karakterler

barb

Çizgi roman okuma alışkanlığım sonucu edindiğim bazı kıstaslar var. Çizgi romanlar 80’li yıllara kadar panellerde kareyi tasvir eden kutuları içerirdi, yani ilk okullarda okutulan resimli kitaplar gibi, resimin altına resimde ne olduğunu belirten metinler bulunuyordu. Bu özellik çizgi romanların hafife alınmasının sebeplerinden biridir. Belki daha önce geçiş yapan başka örnekler vardır ama başta Frank Miller ve Alan Moore sayesinde olmak üzere bu metinlerden kurtulduk. Dikkat ettiyseniz metinlerden kurtulduk, kutucuklardan değil. Kutuların işlevi değişti. Artık bu kutular paneli anlatmak yerine karakterin düşündüklerini aktarıyordu ve paneldeki çizimleri gölgeleyen daha basit yapıdaki düşünce balonlarını kullanımdan kısmen kaldırdı. Artık, bir suçluyu kaçıran Batman’in şehrin karanlığına karıştığı bir karede “Batman usulca gecenin sarhoş edici koyuluğunda kayboldu” yerine “Seni bulduğumda ki seni bulacağım, keşke yakalanmamış olmayı dileyeceksin” yazıyordu. Bir resim bin kelimeye bedeldir derler, o halde ilk cümlenin tekrardan başka bir anlamı yok. Bu tekrarında okuyucunun kendisini şapşal gibi hissetmesine yol açtığından bir faydası yok.

Yaşım gereği benim okuduğum çizgi romanların büyük bölümü karakterin düşünce yapısını anlatıyordu. Küçük yaştan beri buna maruz kalınca sanırım bilinç akışı tekniği kullanılmadan yazılan şeyleri okumakta güçlük çekiyorum. Tasvirin sıkıcılığı karşısında bilinç akışının içinde kaybolmayı her zaman tercih etmişimdir. Bu tercihte beni bir öyküyü değerlendirirken ilk kıstas olarak karakterin ilginçliğini almaya götürmüştür. Konu basmakalıp da olsa karakter özgün olduğu sürece o kitabı büyük bir zevkle okurum. Böylece karakterin benim için önemini açıkladım sanırım.

Çizgi roman yazarları ise hayallerinin mesleklerini yapmalarına rağmen yazdıkları karakterleri tanımak için araştırma yapamayacak kadar üşengeç olabiliyorlar ya da şok etkisi uğruna karakteri rayından çıkarabiliyorlar. Bu hadsizlikten bahsetmek istiyorum biraz.

Çizgi roman aleminin bağımsız ve güçlü kadın karakterlerinden Catwoman, Batman’i kıskandırmak uğruna üvey oğlu Dick Grayson’la öpüşüyor.(Nightwing 52. Sayı Yıl 2001) Bu ergence hareketi yazan kişi Bat ailesinin karakterlerini en iyi kavrayan ve yazan kişilerden biri Chuck Dixon. Aslında Chuck Dixon 90’lı yıllardan geçtiğimiz senelere kadar başarılı bir şekilde Batman ve Bat klanını yazmış bir isim. Ama bu örnekte amacını anlayamadığım bir şey uğruna Catwoman gibi feminist bir simge olabilecek kadar önemli bir karakteri harcamıştır. (Şanşlıyız ki bu gibi hareketlerin çoğu yaşanmamış sayılıyor.)

Selina hayat kadınlığından sosyetenin parıltısına kadar sadece kendi çabalarıyla, baş kaldırışı sayesinde yükselmiştir. Suistimale tepkisini Batman’den aldığı esinle Catwoman olarak koyar. Her zaman bir anti-kahraman olarak kalmasının sebebi de sevgisine teslim olmayacak kadar güçlü oluşundandır. Batman’e duyduğu aşk gardını düşürmesine sebep olacağından aralarındaki çekime teslim olmaz. Neil Gaiman’ın Whatever Happened to Caped Crusader? isimli alternatif  macerasında ağır yaralanan Batman yardım için Selina’ya gider ama  beklediği yardımı bulamaz ve hayata gözlerini yumarken Selina şöyle der “Buraya geldin, çünkü beni seviyorsun. Ölmene izin veriyorum, çünkü seni seviyorum.” Selina’nın böyle demesinin sebebi belki de kendisini güçsüz kılan sevgisinden kurtulmak istemesidir. Selina’nın yeterince geç kavuştuğu eşitliğine ve özgürlüğüne olan düşkünlüğü, bir erkeğe tamamen teslim olmasına engeldir. Dolayısıyla bir erkeği kıskandırmaya tenezzül etmez.

Daha güncel bir örnek yine Batman’in aşklarından Talia. Burada Judd Winick’in yaptığı şeye tarif edilebilir bir yan bulmakta zorlanıyorum; karakterleri anlamaması bir yana, yazdığı karakterin kronolojisi, devamlılığı hakkında bilgisi yok. Son on yılın en çok satan Batman maceralarından Hush’tan yola çıkarak Jason geri getiren Winick’in Red Hood: Lost Days mini serisi ile ilgili haberi vermiştim. Bu mini seride Talia Batman’e kızdığı için Jason(Bruce’un ikinci üvey oğlu) ile yattı.

Aralarındaki yaş farkı gibi magazinsel konuları değerlendirmek bana göre değil, sadece Talia’nın neden böyle bir şey yapmayacağını göstermeye çalışacağım. Talia, çizgi romanlarda ilk göründüğünden beri Selina’nın tam tersine fedakar bir kadın portresi çizer. Bu fedakarlık ve sadakat birbirine iki zıt kutup babası ve sevdiği adam arasında bölüştürüldüğünden bir mutlu son ihtimali yoktur. Babası ve babasının davasına olan inancı tamdır, bu yüzden ondan ayrılmayı göze alamaz ama davası uğruna sevdiği adamın yok olmasına da göz yumamaz. Bu yüzden defalarca babasını karşısına alarak Batman’i kurtarmıştır. Lex Luthor’un başkanlıktan düşüşünde rol almıştır. Kısacası Bruce uğruna her türlü fedakarlığı yapmaya, her türlü riske girmeye hazırdır. Dirilen Jason’ı yanına alması da bu yüzdendir. Katatonik haldeki Jason’ı bir şekilde iyileştirirse belki Batman’in sevgisini kazanabileceğini düşünür. Bütün bunların sonunda gidip Batman’e kızıp Jason’la yatması olası gelmiyor bana.

Kızma nedeni ise tamamen bir yazar başarısızlığı. Ra’s al Ghul, Hush macerasından sonra geçen Death and The Maidens isimli macerada öldürüldü. Hush’tan önce geçen Lost Days’te ise Talia, Ra’s al Ghul’un öldüğünü bunun sorumlusununda Batman olduğunu söyleyip Jason’ı Batman’i cezalandırması için teşvik ediyor. (Yazara göre bu cezalandırma Talia ile yatarak başlıyor herhalde.) Bu durum görüldüğü gibi kronolojik olarak büyük bir tutarsızlığa imza atıyor. Ayrıca Hush macerasında Talia’nın yine o fedakar formunda görünüşü de Judd Winick’in kendi çıkarı(seks satar) uğruna Talia’yı raydan çıkardığının göstergesi.

Bir erkek olarak kadın karakter yazmak gerçekten zor. Kolay olan seks objesi durumuna düşürmek. Birilerinin hakkıyla yazıp, üzerinde emek harcadığı karakterler böyle kolay istismar edilmemeli.

Explore posts in the same categories: Çizgi Roman

Etiketler: , , , , ,

You can comment below, or link to this permanent URL from your own site.

2 Yorum “Raydan Çıkan Karakterler”

  1. carnage86 Says:

    kronolojik tutarsızlığın var olduğundan söz etmene rağmen kafam karıştı. Lost Days Hush’tan önce geçiyor tamam ama hushtan önce mi yayınlandı? ayrıca jason’ın dirilmesinde ra’s al ghul’un payı mı var,ölen robin niçin ra’s’ın intikamını almak istesin ki?

    • tengunner Says:

      Lost Days bu sene yayınlandı. Zaten Lost Days’in haberini dikkat ettiysen geçtiğimiz mart vermişim, Hush ise 7-8 senelik bir macera. O yüzden bu konunun kafanı karıştırmaması lazım.

      Jason’ın dirilmesinde Ra’s al Ghul’un payı yok ama aklını geri kazanmasında Talia’nın payı var.

      Jason asıl amacı Ra’s’ın intikamını almak değil, kendi intikamını almak. Bunu tam olarak anlatmak için mini seriyi özetlemem gerek, bununda konumuzla pek ilgisi yok. Yine de kısaca bahsedersem Talia rotasını kaybetmiş Jason’ını Batman’i cezalandırma rotasına sokuyor. Bu yolda da Jason’a yardım ediyor. Böylece Jason Batman’i cezalandırdığında her ikisi için de cezalandırmış olacak.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: