Batman ve Eşcinsellik

Batman eşcinsel mi?

Değil.

Yukarıdaki soruya tek kelimeden daha uzun bir cevap vermek, Bruce’un romantik ilişki yaşadığı kadınları sayıp verilen yanıtı pekiştirmek bu tip bir konuda ispat gerekliliği olduğunu düşünmediğimden, yine tek kelimeyle:  Gereksiz.

Batman ve eşcinsellik kelimeleri, Fredric Wertham’ın Seduction of the Innocent(Masumun Baştan Çıkartılışı) isimli kitabının yayınlanmasından beri, yani 1954 yılından beri aynı cümle içinde geçiyor. Wertham’ın, Batman öykülerini kısaca, psikolojik açıdan eşcinsel bulduğunu söyleyebiliriz. O dönemdeki naif öykülerde bu görüşü destekler nitelikte olduğundan, Wertham’ın arkasına destekçi bulması zor değildi. Hatta yazdıklarının infial çıkarttığını, Batman dergilerinin kadın yan karakterlerle doldurulmasından ve çizgi romanın zararlı bir alışkanlık olarak damgalanmasından anlayabiliriz. Yani yukarıdaki soru, uzun bir maziye ve derin bir etkiye sahip. Dolayısıyla bu konunun zaman zaman gündeme gelip sorulması anlaşılabilir ama verilen cevaplarda dikkate alınmayan bir nokta, hatta art niyetle yaklaşılan bir husus var.

Art niyetle yaklaşılan bu hususu yakın zamanda, Grant Morrison’un Playboy’a verdiği röportajda gördük. Morrison, “Eşcinsellik Batman’in içine işlenmiş. Burada eşcinselliği aşağılayıcı anlamda kullanmıyorum ama Batman çok, çok gay. Bunu inkar etmenin yolu yok. Kurgusal bir karakter olarak heteroseksüel olarak tasarlandığı aşikar ama tüm konseptin temeli aşırı derecede gay,” diyor. Şimdi bu açıklama üstünkörü okuduğunda bizim gazetelerin sunduğu şekilde yorumlanabilir. Morrison’un kelime seçimi asıl söylemek istediği noktayı vurgulasa da istismar edilebilir olduğu için sıkıntılı. Bir Batman yazarı Batman çok, çok gay dediği anda, diğer söylediklerinin bir önemi kalmıyor, karakter damgalanıyor. Halbuki eşcinselliğin azı çoğu olmaz, ya gaysindir ya da değil. Yani Morrison Batman çok, çok gay derken, Bruce Wayne karakterinin eşcinsel olduğunu söylemiyor, Batman konseptindeki homoerotik altmetine vurgu yapıyor. Zengin playboyun peşinde koşan onlarca kıza rağmen geceleri kendisi gibi tayt giymiş bir gençle çatılarda devriye turu atmasının homoerotik olduğu şeklinde yorumlanması oldukça normal. Kaldı ki homoerotizm herkesin hayatının bir parçası olan gayet olağan bazı durumların nitelendirilmesinden başka bir şey değil. Aynı cinsiyetten herkesin en basit arkadaşlık ilişkisi bile bu şekilde yorumlanabiliyor. Yukarıdaki resim harika bir homoerotizm örneği, Clark Bruce’u arıyor ama Bruce telefona cevap vermeyince Clark’ın gözünden bir damla göz yaşı süzülüyor. Filmlerde de sık sık bunun örneklerini görüyoruz. Mesela, Bir Western Klasiği olan Butch Cassidy and the Sundance Kid başarısının büyük kısmını bu altmetine borçludur. Guy Ritchie’nin Sherlock Holmes filmlerini de homoerotik altmetin yönünden zengin ve güncel bir örnek olarak verebiliriz. Nihayetinde, homoerotik altmetinin, arandığında Horus’un Gözü gibi her köşebaşında bulabileceğiniz türde olmasından ötürü pek baş ağırıtmaya değer olmadığını da söyleyeyim, bu yazıyı okuyup da arkadaşlarıyla olan ilişkilerini gözden geçirmeye yeltenen kişiler için.

Explore posts in the same categories: Çizgi Roman

2 Yorum “Batman ve Eşcinsellik”


  1. Çizgi romanın mutfağını en az kendisi kadar ilgi çekici bulduğum için, Seduction of Innocent mevzusu beni hep büyülemiştir. Fredric Wertham öyle bir kitap yazmış, dezenformasyonla, “kanıt” olarak gösterdiği yalanlarla [Bruce ve Dick’in aynı yatakta yattıklarını gösteren panel örneğin, halbuki yan yana iki tane tek kişilik yatak var bariz] o kadar inandırıcı olmuş ki, dönemin dergilerini acilen içerik değişikliğine gitmeye zorlamakla kalmayıp, etkileri elli yıl sonra bile hissedilen bir ortak bilinç yaratmış. Bugün “Batman eşcinsel mi?” sorusuyla muhatap olmamızın altında Grant Morrison’ın eften pütfen sözlerinden ziyade, hortlayıp duran Seduction of Innocent fikirleri [hadi Adam West/Burt Ward ve Joel Schumacher’ın katkılarını da göz ardı etmeyelim…] yatıyor. Gerçek şu ki, Morrison “Superman konseptinin temeli çok gay,” deseydi kimse ciddiye alıp, hakkında iki kelime bile etmeyecekti. Neden? Çünkü -kendisini Batman’in Fleetwood Mac künyesi kadar kabarık kız arkadaş listesinin yanında bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kadınla görmemize rağmen- Superman’in cinsel kimliğiyle ilgili yarım asırlık bir tartışma yok.

    Oturduğu yerden gerçeklik büküp, dostları ayırmış, kendi doğrularını karakterlere zorla uygulatmış… Tüm bunlar Fredric Wertham’ı DC evrenindeki en büyük villain statüsüne çıkarıyor benim gözümde :) Post-Crisis [Doug Moench’in Batman: Prey’indeki] Hugo Strange’in bir çeşit Wertham parodisi olduğuna dair bir teorim var, anlatsam koparsın :)

    Morrison’ın Playboy röportajına gelirsek, bence adamın sözlerinin çarpıtılacağını bilmiyor olmasına imkan yok. Çizgi romanın sayılı dehalarından biri bu, Britney Spears veya Paris Hilton değil ki istemediği yerlere çekilen açıklamalar yapsın. Amacının biraz Northstar’ı evlendiren Marvel’a “biz de buradayız,” demek, biraz Earth-2 Alan Scott’a zemin hazırlamak, biraz da Barrack Obama’nın estirdiği pro-gay rüzgardan faydalanmak olduğunu düşünüyorum açıkçası. Pek masum sayılmaz hani…

    Her şeye rağmen, konu Twitter’a taşınıp, ikinci bir “Yeni Örümcek Adam siyahi ve gay” saçmalığına dönüşmediği için mutlu olmalıyız :)

  2. Berk Says:

    Ben gazetelerin sunduğu kadar bizim algımızın da çok seçici olduğunu düşünüyorum. Yani o kadar ciddi bir homofobi durumu var ki, cümle içinde “gay” geçtiği anda adamın dediklerinin geri kalanı tamamen çöpe atılıyor, “Grant Morrison Batman’e gay dedi” oluyor, tam okumadan, düşünmeden, anlamadan – gay kelimesine kayıtsız şartsız karşı olunduğu için verip veriştiriliyor. Oysa adam yalnızca gözlemlediği bir durumdan – belki Onur Bey’in söylediği gibi biraz da eşcinsel kesimin sempatisini kazanmak için – bahsediyor, olay bundan ibaret.

    Olayın “ciddi” hale gelmesinin asıl sebebi verilen tepkiler yani.

    Bunun dışında benim şahsi görüşüm şu: Batman o kadar geniş bir alan ki, yani 700 küsür Batman sayısı, 800 küsür Detective Comics sayısı, yüzlerce Graphic Novel, onlarca film; bana kalırsa isteyen Batman’i istediği yere çeker. Yani senin de dediğin gibi, “ararsak” homo-erotik öğeler tabi ki buluruz – ama eminim ki amacımız o olsa, sıkı bir araştırmayla Batman’i faşist de yaparız, anarşist de yaparız, feminist de yaparız, kadın düşmanı da yaparız, psikopat da yaparız, dahi de… Sonuç olarak ortada çok çok zengin bir popüler kültür hazinesi var, farklı yazarlar, farklı hikayeler var, hepsini bir şekilde istenilen yere çekmek mümkün.

    Kısacası dediklerine tamamen katılıyorum. O kadar abartılacak bir durum yok noktada, Morrison da kendi tespitini mantıklı bir şekilde paylaşmış, ne Batman’e, ne Bruce Wayne’e, ne de hayranlarına hakaret etmemiş, bu kadar abartılacak bir durum yok yani ortada.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: