Sansasyon

Uzun süredir, çizgi roman bağımsız bir sanat dalı değil. Var olmak için başka sanat dallarına muhtaç olan bir yan ürün. Bunun en belirgin vurgusunu, esin kaynağı çizgi roman olan yapıtların(film, dizi, oyun vb.) esin kaynaklarını etkilediği zaman görüyoruz. Eğer çizgi roman yazın türü gibi bağımsız kalabilip, kendisini destekleyebilseydi, kaynağın deforme edilişinin sayısız örneğini görmezdik; Harry Potter film serisinin kitap serisine etki ettiğini görmediğimiz gibi.

Bane’in Arkham oyunlarındaki gorile benzetilmesi, Marvel 616 evrenine siyahi Nick Fury’nin dahil edilmesi, Oliver’in Arrow dizinde olduğu gibi Merlyn’le eski dost olması çizgi romanın hep kendisini ayakta tutacak yeni okurlara olan muhtaciyetinden doğan değişiklikler. Diziyi veya filmi izleyen, oyunu oynayan potansiyel bir okur daha fazlasını isteyip çizgi romana yöneldiğinde, geldiği platforma benzer şeylerle karşılaşıp yabancılık hissetmesin diye bu formül uygulanıyor. Yine de bu küçük düşmeye rağmen, bu formül işe yaramıyor. Dizi veya oyun milyonlara ulaşırken, çizgi romanlar  hala on binlerle ölçülen bir kitleye ulaşabiliyor. Çünkü yeni okur çekmek için uygulanan bu formül, şu anki çağa uygun değil.

Bir önceki yazıda, bulunduğumuz dönemin Bestseller Kitap(Artık dilimize girmiş bir terim bu) kafasında merak duygusuna dayalı “Sayfa Çevirten” çizgi romanlar dönemi olduğunu düşündüğümü söylemiştim; bu tarzın süper kahraman janrı için çok uygun bir tarz olmadığını da. Geoff Johns’un Green Lantern dönemini düşünün, her macera sonunda büyük bir sürprizle karşılaştık, bu sürprizlerin nereye varacağını merak ederek bir sonraki macerayı okuduk ve bu sürprizler hiçbir yere varmadı. Üç yıldır da okeye dönüyor. Bütün yük hep aynı noktada olduğu için yordu. Ne zaman, en büyük ve en tehlikeli kötü karakteri gördüğümüzü düşündüysek, Johns bize daha büyük ve daha tehlikeli bir kötü karakter sundu.

İlk bakışta bu metot son derece işlevsel duruyor. Dergi üç yıldır okeye dönmesine rağmen, satış listelerinde üst sıralarda ve kendisini okutuyor. Bir maceranın bir sonrakiyle iç içe olması, okurda tam bir macera okuduğu hissini uyandırmıyor ve okur, bu hissi tadabilmek için okumaya devam ediyor. Gerçekten de, Geoff Johns’un her GL macerası bir bütünün parçası ama hala bütünün tamamını oluşturabilmiş değil. Bu teknik, kancasını taktığı kişilerin kaçmasını engellediği gibi, o dolu kancalara yeni yemlerin takılmasına da imkan vermiyor. Bu da işin eksi yanlarından biri. Yeni okurları çekmek için bütün dergilerin birinci sayıdan başladığı bir piyasada geçmişten gelen yükle ilerleyen bir macerayı devam ettirmek çok da mantıklı değil. Yeni bir okur, New 52 ile Green Lantern dergisine başlasa bile, yine de kendini eski erkek arkadaşını unutamamış bir kızla geziyormuş gibi hisseder. Bu durumu hoş karşılayacak bir erkeği, ömrümde görmedim.

Yeni okura olan ihtiyacı biraz daha deşmek istiyorum. Şu anki okur kitlesi, çizgi roman ‘sanatını’ destekleyecek büyüklükte değil, çizgi roman ‘endüstrisini’i destekleyecek büyüklükte. Karşımızda hayatta kalmaya çalışan ve sinema, oyun vb. sektörler tarafından desteklenen bir endüstri var. Yani bağımsız değil ve bağımsız olmayan her şey gibi sanat değil. Bağımsız olabilmesi için, yeni okurlara ihtiyacı var. Sırtındaki kamburları atıp, var oluşu için başkalarına muhtaç olmadığı bir ortam oluşturması şart. Bu da ancak güçlü bir okur kitlesi kurarak yapabileceği bir şey.

Bağımsızlıktan bahsetmişken, bir paragrafla ‘indie’ çizgi romanlara da değinmem gerekiyor. Çünkü ‘indie’ yayınlar bize hala çizgi romanın bir sanat dalı olduğunu hatırlatıyor diyenler olacaktır. Demeyin, çok fena yaparım. Aristokrat çizgi roman dünyasının ürettiği ipe sapa gelmez iş oranı, bana göre Marvel ve DC’nin ürettiği kalitesiz işlerden çok daha fazla. Kimse bunu itiraf edemiyor. Baktığınızda indie işler müthişmiş gibi bir hava var. Bunun tek nedeni, süper kahramanları eleştirmenin çok kolay olması. Eleştiri de bir uğraştır. İnsanlar bu uğraşın kolay olanını yerine getirirken, zora gelince-belki de aptal gibi görüneceklerini düşünerek- duraksıyor. Bir süper kahraman öyküsünü hikaye gedikleri, karakterizasyon hatalarına kadar inceliyorlar ama indie öyküleri incelemeyi ise yeterli donanıma sahip olmadıklarını düşündüklerinden yüzeysel laflarla geçiştiriyorlar. Benim indie işlerle ilgili nette karşılaştığım iki kutup var. Birincisi anladıklarını iddia edenler, bunlar ne anladıklarını asla itiraf edemezler en fazla ‘duygulandıklarını’ söyleyebilirler. İkincisiyse, anlamadığını ama kitabı güzel bulduğunu iddia edenler. Bunlara hakikaten söyleyecek laf yok ama ben yine de söyleyeyim: Bu eserleri eleştirmek için çok zeki olmaya gerek yok. Sadece korkmadan ne düşündüğünü söyleyebilmek gerek. Benim okuduğum indie çizgi romanların büyük bölümü boş, entellektüel mastürbasyondu. O yüzden çizgi roman sanatını ileriye taşıyabilecek ciddi bir adım atılacaksa, bunun büyük şirketler tarafından atılacağı inancındayım; sadece süper kahraman janrında değil, her janrda.

Şimdi gelelim, büyük şirketlerin bağımsızlıklarını kazanmak için çevirdikleri, bu döneme uygun numaraya. Var olan okur havuzundan okur çalmak yeni okur kazanmış olmak sayılmayacağı için, mevcut kitlenin dışına seslenmeleri gerekiyor. Yani çizgi romanla ilgili haber kaynaklarının dışına… Bu da ancak diğer haber kaynaklarının çizgi romanla ilgilenmesinin mevcut olan tek yolundan geçiyor; sansasyondan. Bir karakterin ölümü, iki eşcinsel karakterin evliliği gibi sansasyonel habercilik anlayışına uygun gelişmeleri artık çizgi romanlardan değil de daha çizgi roman yayınlanmadan gazetelerden okuyoruz. İşte bu formül işe yarıyor. Çünkü bu çağa uygun. Best-Seller kitapları her tarafta görüp, merakına yenik düşüp alan insanlar gibi, gazetede Robin’in öldüğünü okuyan insanlar da bunu görmek için çizgi romanı almaya gidiyor. Bu tutum, çizgi roman dünyasının sahip olduğu kitleye karşı saygısızlığı olarak nitelenebilir ama çizgi romanın şu an bir endüstri olduğu unutulmamalı ve endüstrilerde her zaman Machiavelli kanunları geçerlidir.

Explore posts in the same categories: Çizgi Roman

2 Yorum “Sansasyon”

  1. Berk Says:

    Son üç paragrafa pingback:

    http://altevren.net/index.php/cizgi-roman-yazlar/genel/515-neden-sueper-kahraman

    Abi bu sitenin bir şekilde günde bir yeni yazıyla güncellenmesi lazım, böyle olmuyor :D

    • tengunner Says:

      Eheh Yazmayı çok seviyorum ama yazmak benim için çok zor ve vakit alan bir süreç. Bu akşam geçtiğimiz günlerde okuduğum bir macera ile ilgili bir şeyler yazayım dedim, bir paragrafı güç bela çıkardım. Eğer devam edebilirsem onu yayınlayacağım. Bunun dışında yakın zamanda sürpriz bir şey yayınlamayı planlıyorum, geçen Gurme’ye bıraktığım yorumdan ne olduğunu az çok tahmin ediyorsundur. :)


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: