DK3

old

Geçmişin bombardımanına tutuluyoruz. İlk göz ağrılarımız, en değer verdiklerimiz ısıtılıp önümüze sunuluyor. Eski olan her şey, şimdi tekrar yeni. Yeni Watchmen serileri gördük, yeni Star Wars filmleri çekiliyor, X-Files’ın yeni sezonu yolda, hatta Full House’un bile yeni sezonu gelecek. Şimdi de DK3 duyuruldu.

Frank Miller’in “Alan Moore’un otopsisini yaptığı süper kahraman kavramının cenazesi” olarak tanımladığı efsanevi eseri The Dark Knight Returns ile başlattığı İhtiyar Batman Evreni, Miller ve bir başka usta yazar Azzarello tarafından yazılacak yeni bir seriyle, üçüncü ve son defa geri dönüyor. Miller’ın orijinal eserden yaklaşık 15 yıl sonra yazdığı, serinin ikinci halkası olan The Dark Knight Strikes Again(DK2) genellikle sanatçının kariyeri için sonun başlangıcı olarak kabul edilir. O dönemden beri yazdığı her eser yerden yere vurulmuş, çektiği film gişede göçmüş, sonunda da Wall Street İşgali döneminde söyledikleri yüzünden istenmeyen adam ilan edilmiş bir Miller var karşımızda. Bu nedenlerle DK3 duyurusu, okurları pek heyecanlandıran bir gelişme değil ama bunun tek sebebi Miller’ın kariyerinin yokuş aşağı gidişatı da değil…

Kaldı ki DK2, The Dark Knight Returns’ün devamı olarak bakılmadığı zaman, gayet sıradışı ve kendi içinde keyifle okunan bir hikayedir. Fakat bir efsanenin devamı olarak sunulduğundan, diğer bir ifadeyle ticari olarak haklı ama artistik olarak hatalı pazarlama stratejisi nedeniyle yanlış değerlendirilmiş bir kitaptır. Miller, DK2 ile kendini tekrar etmek yerine, farklı bir çizim tarzını ve renk paletini benimsemiş, eskiden çizgi roman nasıl yapılıyorsa öyle yapıp, aklına ilk geleni kağıda dökerek, kendi epik tarzını nostaljiyle harmanlayıp ortaya bir iş koymuştur. Bu konuda da başarılı olmuştur diyebilirim. “Writers on Comics Scriptwriting” kitabında Miller’ın söylediklerine baktığımızda, yapmaya çalıştığı daha net anlaşılacaktır:

“Şu an için artık süper kahraman fikrinin gideceği yere kadar gitmiş olduğunu düşünüyorum ve gerçekten pek bir yenilik göremiyorum. Gördüğüm şeyler çoğunlukla sanatsal açıdan iyi kotarılmış nostalji, tabi bunun da ayrı bir yeri var. Ancak süper kahramanların yeni fikirlere açık bir mecra olduğunu düşünmüyorum. Eğer müzik endüstrisi Elvis taklitçilerinden başka bir şey üretmemiş olsaydı çizgi roman endüstirisini müzik endüstrisiyle karşılaştırırdım. Yeni fikirlere ve değişkenlere yer açılmalı. Piyasanın büyük bir bölümü artık taytlıları ve bu geleneği bir yana bıraksa ve onlar olmadan hikayeler üretse durumun daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Bunları diyorum ancak bu tip macera öykülerinin sürükleyiciliğini de seviyorum.”

Çeviri: Leto

Süper kahraman fikrinin gideceği yere kadar gitmiş olduğunu düşünen birinden, ikinci bir Dark Knight Returns beklemek, her zaman için bir hataydı. Keza All-Star için de benzer şeyler söyleyebilirim. Holy Terror! içinse… pek bir şey söyleyemem. İhtiyar Batman serisinin üçüncü kitabı için de bu tarz bir beklentiye girilmeyeceğini, herkes acı yönden öğrendi neyse ki. Duyurulan adıyla The Dark Knight: Master Race, en iyi ihtimalle iyi kotarılmış nostalji olacaktır ki bu da oldukça tatmin edici bir seçenek. Zira kitabın başlığındaki “Üstün Irk” ibaresi, Miller’ın son dönemdeki faşizan konuşmaları dikkate alındığında biraz korkutuyor.

Eserin heyecan uyandırmamasının diğer sebebine gelecek olursam, diyebileceğim; eskiye olan yoğun rağbettir. Artık nerdeyse her şey, insanın bakış açısını değiştireceği, yeni bir soluk getireceği savıyla sunuluyor ama, etraflarında bir okült oluşturacak eserler, nadiren ortaya çıkıyorlar. Onları efsane yapan da budur zaten. Eski bir efsaneyi kullanmaksa, yeni bir efsane yaratmaktan çok daha kolaydır. Eskiye gidip, bir kültü tekrar canlandırıp, bir zamanlar uyandırdığı duyguları yine uyandıracağını ummak daha garanticidir. Her insanın “Nerede o eski…” kelimeriyle başlayan bir özlemi vardır çünkü. Milan Kundera, Bilmemek isimli eserinde nostaljiyi, “Doyurulmamış geri dönme arzusundan kaynaklanan bir keder,” olarak tanımlar. Ve hepimiz, fırsatımız olduğunda, o kederden kurtulmak için, şimdi tekrar yeni olan o eskiye döneriz. Dolayısıyla, bugün bit pazarına nur yağıyor. Ama bunun her külte uygulandığı konjonktürde,-Eminim Mark Waid ile DC kanlı bıçaklı olmasa, yeni bir Kingdom Come serisi de görürdük- DK3 haberi heyecan verici bir gelişme olma ayrıcalığını kaybetti. Artık ne olursa, olur tabii, her şey olur şeklinde karşılanıyor.

Explore posts in the same categories: Çizgi Roman

Etiketler: , , ,

You can comment below, or link to this permanent URL from your own site.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: