Yaydan Çıkan Ok

hawkeye

Bazen bir devir kapanır, bir ilişki biter; yeni bir dönem başlar. Her şey birdenbire olmuş gibi gelir, insan boşluğa düşer. Oysa Aldous Huxley der ki “Yakın gelecek, yakın geçmişe çok benzer.”

İnsan işte, genellikle bir körlük içerisinde yaşıyor. Hayat akıp gidiyor, hızlandıkça bulanık görüyorsun etrafı. Görmüyorsun yavaşça örülen duvarları. Farkına bile varmadan bir de bakmışsın, o örülen duvarlardan birine toslamışsın. Sonra çarpmanın acısıyla algılar açılıyor, geriye dönüp bakıyor, zamanında, olacakların habercisini görmezden geldiğini idrak ediyorsun. O tuğlaların nasıl tek tek dizildiğini hatırlıyorsun. Yevgeni Zamyatin yazmış bunu; “Sadece içine kirpik kaçan göz, şişmiş parmak veya çürük diş kendini duyumsar, bireysel varlığının bilincine varır. Sağlıklı göz veya parmak ya da diş varlarmış gibi görünmezler,” diye söylemiş. Hissetmiyorsun işte sancı gelene kadar ama geliyor işte ve geldi mi, tarihi öncesi ve sonrası diye bölüyor. Her şeye uygulayabilirsin bunu, insan ilişkilerine, iş hayatına ama burası bir çizgi roman blogu kusura bakmayın, ben size Matt Fraction ve David Aja ikilisinin elinden çıkma Hawkeye serisininin çizgi roman tarihini bir çentikle, Hawkeye’dan önce ve Hawkeye’dan sonra diye ayırdığını anlatmaya çalışıyorum.

Süper kahraman çizgi romanlarında, insanı epilepsi krizine sokan aksiyon sahnelerinin yerini giderek karakterlerin karşılıklı oturup kahve içip muhabbet ettiği sekanslara bırakacağı, 90’ların ortalarından beri öngörülürdü. Devin Grayson gibi yazarların bu hususun öncüsü olarak nasıl övüldüğünü hatırlarım; tabii sonra nasıl rotadan çıktıklarını, 90’ların karanlığına gömüldüklerini de. Fakat rotadan çıkmak varılmak istenen hedefi değiştirmedi, sadece yolu uzattı. Çizgi roman okur kitlesinin giderek ufalıp, sadık takipçilerin yaş ortalamasının da her sene artmasıyla, olayların yerini karakterlere, parlak renklerin yerini pastel tonlara bırakması kaçınılmazdı. Yaşlanınca öyle olur, nerede olduğun değil, kimlerle olduğun önem kazanır.

Şimdi geriye dönüp bakıyorum, 90’lardan sonrasına, güncel serilerde komedi dozu çok iyi ayarlanmış Power Girl(2009), karakter işleme dersi veren Secret Six(2006) veya yeni anlatım teknikleri deneyen Batwoman(2009) gibi duvarı oluşturan tuğlaları görüyorum. Örnekleri çoğaltabilirim. Chris Ware gibi bağımsız çizgi romancıları da unutmamalı. Indie(Bağımsız) çizgi romanların Hawkeye üzerindeki etkisi yadsınamaz. Peki niye bu saydığım seriler değil de Hawkeye, çizgi roman tarihinde Rönesans gibi bir dönüm noktası oldu, açıklamak gerek. Efendim, öncelikle Hawkeye yukarıda saydığım seriler gibi bir veya iki konuda değil, her konuda başarılı oldu. Bağımsız çizgi romanların aksineyse geniş kitlelere ulaşabilecek bir durumdaydı. Bugün bağımsız bir çizgi roman, anlatımda çığır açsa, konu derinliğiyle kainatın sırrını verse bile yapabileceği etki, ulaşabileceği kitle sınırlıdır. Walking Dead gibi TV dizileriyle desteklenmediği sürece geniş kitlelere ulaşamayan bağımsız çizgi romanların, sanatın rotasını değiştirme kapasiteleri, bir yüz metre koşucusunun maraton kazanma ihtimaliyle aynıdır. Bağımsız eserlerdeki yeni karakterlerin derinliğiyse, uzun geçmişe sahip ana akım kahramanların sahip oldukları aşinalıkla bile boy ölçüşemez. Batman ile yaratacağın etkiyi, benzer konseptteki Fixer karakteriyle yaratamazsın mesela. Hawkeye, Marvel etiketine sahip olmasa ve baş karakteri Clint Barton değil de X kişisi olsa, bugün Hawkeye, en iyi ihtimalle, çizgi roman gurmelerinin bildiği övgüye değer bir seri olurdu. Hep söylediğim gibi çizgi roman sanatının çehresini değiştirecek bir eser, %95 DC veya Marvel gibi büyük firmalardan çıkar.

Hawkeye’dan öncesine baktım bir de sonrasına bakıyorum, DC “Batgirl’leştiremediklerimizden misiniz?” diye soruyor. Batgirl 35. sayıda Hawkeye esintisiyle çehresini değiştirip, farklı bir anlatım tarzını ve farklı bir hedef kitlesini amaçlayarak başarılı olunca, DC’de benzer tonda, bir sürü seri türedi: Harley Quinn, Black Canary, Grayson,  Bizarro gibi. Akımı başlatan Marvel da yelkene Ms. Marvel, Black Widow, She-Hulk gibi serilerle üfledi. Tabii ki bu serilerin bir kısmı kapanmaya, Hawkeye’laşma akımı hız kesmeye mahkum. Çünkü Hawkeye gibi bir eser sipariş üzerine yazılamaz.

Ancak bu yavaşlama bir gerileme olarak yorumlanmamalı; katalizör etkisinin azalması gibi düşünülmeli. Hani asenkron motorlar kalkış anında nominal akımın üç-dört katını çekerler, ardından çekilen akım normal seviyeye iner ya, onun gibi. Alan dışındakiler için pek anlaşılabilir bir örnek olmadı ama idare edin. Velhasıl, demek istediğim, dönüş yok. Bundan sonra Hawkeye etkisi her yerde. Ok yaydan çıktı. Rubicon’u geçtik bir kere.

IMG_20150803_221831

(Bir arkadaşınız, hoşlandığınız kişi hakkında böyle bir şey söylüyorsa, bir bildiği olabilir.)

Explore posts in the same categories: Çizgi Roman

2 Yorum “Yaydan Çıkan Ok”

  1. Cihan YILMAZ Says:

    Çok uzak olduğum ama heyecanla okuduğum blog :)


  2. Her zamanki gibi yerinde ve isabetli tespitler… Çok yakında sizin gibi başarılı bir gözlemciyi yazılarınızla aramızda görmeyi istiyoruz…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: